Kitap Hakkında

İçimdeki Şarkıyı Susturamaz kimse! Sana anlatacaklarım var benim!

Bir kitap yazmak dert değildir. Dert kitabın içine ne yazman gerektiğini bilmektir.

Ya bildiğin acılarının toplamıysa?

Yaşadıklarım vardı, dinlediğim şarkılarla devleşen aşklarım, bir de söylemek istediklerim. Aşkın içinde yanlış anlaşılmıştım. Artık yanlış anlaşılmaktan ziyade anlaşılmak istiyordum. Ve artık hikayemi sadece benden dinlemeni ve masal kahramanımın da bu vesileyle vicdanlıyla yüzleşmesini istedim.

 Ben çok yüzleştim… Hatta kimi zaman yüzsüzleştim. O şarkılarda kimseye anlatmadım, sana ağladım.

Herkes dinlediği şarkıya kendi hikayesini ekler… Öylesine ki o çok sevdiği şarkıyı bir başkasına söylerken sadece ona ait olmasını ister.  Benim dinlediğim şarkılar bana aitti. Birileri benim özlem duyduğumu, canımı acıtanı, söyleyemediğimi o şarkılardan duysun istedim. Şarkıyı sevmekten çok hikayemi seviyordum.  Sonra anladım ki hikayenin içinde seni….hayır seninle olan beni seviyordum aslında.

İlk aşkını hatırla…ilk kez onun için dinlediğin şarkıyı..Şarkılar mı anlam kattı yaşanan aşklara, aşklar mı hayat verdi şarkılara? İşte o ilk andan bugüne kadar sevdiğin şarkıların anlamı, yaşadığın aşkın anlamı notalarda birleşti. Nota bilmeden de şarkı dinlenir. Ama aşk hayatından geçmeden şarkılar dinlenmez!

Düşün bir gün bir yere gidiyorsun…Gidişinle aklından gitmeyenler var. Diyelim ki; taksiye biniyorsun ya da bir mekana giriyorsun. O anda duyduğun şarkı ya senin şarkındır ya da senin şarkın olmaya adaydır. Gidenler ardında bıraktıklarına şarkılar söylemez denir. Kalanlar ise gidenlere hep şarkıları duyuramadıkları sesleriyle dinliyorsa. Aşk bu kadar matematiği sevmiyorsa, bilançonun sonunda hep acı çeken bir taraf mevcutsa,…içinden çıkamadığımız eksiler değil eksik yanlarımızdır. Bu durumda o eksikleri şarkılar tamamlıyor. Her nerede karşına çıkıyorsa, seni tam o kahkahanın ortasında susturuyorsa… İşte o senin şarkından çok senin aşkındır. 

Bir şarkı biter, bir hikaye son bulur… Sonra yeni bir şarkı başlar radyoda, öyküsü yeni bak, kahramanı da benzemiyor bırakıp gitmiş olanlara. Başka bir sesle çağırıyor, başka renklerle gülümsüyor hem de. Bir bakmışsın yeniden başlamış hikayen; başka biriyle ve başka bir yerde.

İlk şarkıyı dinleyeli çok oldu, yazdım hikayesini…Bakma böyle durduğuma en çok biten aşka bozuldum. Hiç son şarkım olmayacak…Ben olduğum sürece kahramanı kim olur bilinmez ama hikayem devam edecek. Sonra ona diyeceğim ki; “Her şarkıyla yeni hikayeler yazacağım  ben sana. Benim yaşadığımı, senin canını yakanı anlatacağım. İkimizin sevincimizi paylaşıp, bizim acımıza ağlayacağım sonra.  İçimden nasıl geliyorsa öyle söyleyeceğim yine ve bir tek sen bileceksin.”

“Hala o şarkıyı dinlemeyecektim” mi diyorsun… Peki beni de dinleme o zaman;  OKU!

Vakit geldi…ey okuyucu;

Şimdi öznesini senin koyacağın hikayelerimi teslim ediyorum sana.

Ben her gece  aynı “RÜYA”* yı dinledim ve her seferinde başka hikayeler anlattım ona…

Şimdi aç radyonun sesini ve seç kendi hikayeni. O ne söylerse söylesin, sen içinden geçenleri dinle sadece… Ama sakın içinden söyleme şarkını. Bağıra, çağıra söyle, ağlaya ağlaya tüket ne varsa içinde. Bırak duysunlar hikayeni, bırak korksunlar şarkından, aşkından. Biliyorum, seni de susturmaya çalışacaklar. Ama sen de bil ki; içindeki şarkıyı susturamazlar!

Öznesi başka, yüklemi aynı tüm aşklara, onları yaşayan sana ve o acıları bize yaşatan tüm yaralara yani özetle; Biten ve başlayacak tüm aşklarımıza ithaf olunur.                                             Cihan Hatipoğlu

*Serkan Çağrı’nın “ALA” isimli albümde yer alan; bestesi İsra Gülümser’e ait Rüya isimli şarkıdır.